Diz Kireçlenmesi(Gonatroz)

knee-arthritis_274144778-790x350

 

3-)DİZ KİREÇLENMESİ (GONARTROZ) NEDİR

Gonartroz, diz ekleminde oluşan kıkırdak kaybına verilen addır. Halk arasında kireçlenme olarak bilinir ancak sanıldığı gibi bir birikme değil, tam tersine kayıp söz konusudur.

Artroz sözcüğü, artro (eklem) ve oz (hastalık) sözcüklerinin birleşiminden ortaya çıkmış olup Türkçe karşılığı eklem hastalığıdır. Gonartroz, diz eklemi artrozudur. Kalça eklemi artrozuna koksartroz, omurga eklemlerinin artrozuna spondilartroz adı verilir.

 

Gonartrozun tipleri var mıdır? Her gonartroz aynı mıdır?

Genel olarak artroz, iki tiptir: Birincil (primer) ve ikincil (sekonder). Birincil artrozda, artroza yol açan neden belli değildir. Sıklıkla genetik faktörler, şişmanlık, genel eklem gevşekliği, yaşlanma gibi nedenler suçlanır. İkincil artrozda ise, olaya yol açan neden genellikle travma ile oluşan eklem içi kırık, tedavi edilmiş veya edilmemiş menisküs ve ön çapraz bağ yırtıkları, geçirilmiş enfeksiyon, doğumsal anomaliler ve romatoid artrit ve benzeri iltihaplı eklem hastalıklarıdır. Genel artrozu olan hastalarda, artrozun ilk başlangıç bölgesi sıklıkla el parmak eklemleri ve omurgadır. Diz bölgesindeki yakınmalar daha sonra başlar fakat hastanın hekime başvurmasına neden olan genellikle diz eklemi artrozudur.

Gonartroz, erken ve geç yaşta karşımıza çıkabilir. Erken yaşta görülen gonartroz tipi sıklıkla sekonderdir ve daha hızlı seyrederek hastanın erken yaşta cerrahi müdahale görmesine neden

olabilir. Primer gonartroz ise, genellikle 50’li yaşlarla beraber başlar ve yavaş ilerleyerek çok daha ileri yaşlarda cerrahi tedavi gerektirebilir.

Her hastada gonartrozun derecesi farklıdır. Muayene bulguları ve radyolojik olarak gonartrozun evresi belirlenebilir. Tedaviye de, bu evreye göre karar verilir.

 

Gonartroz nasıl tanınır? Belirtileri nelerdir?

Primer gonartroz, yavaş ilerleyen bir hastalıktır. Genellikle 50’li yaşlarda, sıklıkla her iki dizde birlikte, yeri iyi belirlenemeyen bir ağrı ile başlar. Sıklıkla önceleri, merdiven inip çıkarken ve çömelmeyle oluşan ağrı, ilerleyen yaşlarda daha sıradan günlük aktivitelerde de ortaya çıkabilir. Daha ileri yaşlarda, yaşlanma ve kas güçsüzlüğü nedeniyle diz üstü kaslarında erime ortaya çıkar ve yürüme güçleşir. Zamanla her iki bacakta içe çarpılma (genu varum) ortaya çıkar ve günlük aktiviteler de zorlaşır. Ayrıca diz eklem sıvısında artma yani şişme de olabilir. Bu şişme hastalarda, nadiren ek yakınma oluşturur. Çok ileri gonartroz durumunda hasta, koltuk değneği veya tekerlekli iskemleye mahkum olabilir.

Gonartrozun tanısı fizik muayene ile konabildiği gibi, tanının kesinleştirilmesi için radyolojik yöntemlere de gereksinim vardır. İster primer, ister sekonder olsun gonartrozun radyolojik tanısında, öncelikle röntgen grafilerinin çekilmesi gerekir. Standart olarak ön-arka ve yan grafiler çekilir; ön-arka grafinin yüklenme sırasında, yani hasta ayakta dururken çekilmesi, gonartrozun şiddetini daha iyi gösterir. Ön-arka grafilerde, özellikle iç eklem aralığının daraldığı ve hatta ileri evre olgularda tamamen kapandığı görülür. Bunun yanında, eklemi oluşturan uyluk ve kaval kemiklerinin yüklenme olmayan yüzlerinde kemik çıkıntıları (osteofit) ve kıkırdak eksilmesini gösteren, kıkırdak altındaki kemikte beyazlaşma (subkondral skleroz) görülür. Diz kapağı kemiğinde de benzer görüntüler ortaya çıkar.

 

Gonartrozda MR istenmeli midir?

Manyetik rezonans görüntüleme (MR) tetkiki, olağan seyreden gonartrozda gerekli değildir. Ancak, uzun zamandan beri gonartroza bağlı diz ağrıları olduğu bilinen bir hastada, minimal bir travma ile veya travma olmaksızın ağrının artması durumunda MR istenebilir. Ancak bu tip hasta da, öncelikle röntgen grafileri ile değerlendirilmelidir.

Yukarda bahsedilen hasta grubunda, MR’da eklemi oluşturan kemiklerde ödem saptanabilir. Kemik iliği ödemi adı verilen bu durum, iyi bir istirahatle zaman içinde kaybolabilir. Ancak gecikilirse uzun sürebilir ve hatta kemik ölümü (osteonekroz) gelişebilir. Osteonekroz  MR ile saptanabilir ve bu tip hastada MR’ın faydası büyüktür.

Ayrıca MR ile gonartroza eşlik eden menisküs yırtıkları da saptanabilir. Ancak MR’ın 50 yaş üzerindeki menisküs yırtıklarında doğruluk oranı, daha genç hastalara göre düşüktür. Menisküsler de, yaşla beraber diğer organlar gibi dejenere olmaya başladığı için MR’da yırtık görünümü verebilir ve radyoloji uzmanı tarafından bu şekilde rapor edilebilir.

 

Gonartroz engellenebilir bir hastalık mıdır?

Primer gonartroz, geciktirilebilir bir hastalık olup engellenebilir bir hastalık değildir. Neden sıklıkla genetik faktörlerdir. Bu genetik faktörün anne babadan geçmesi şart değildir; daha önceki kuşaklardan bir akrabadan da geçiş olabilir. Kardeşlerden birinin hastalığa yakalanıp diğerinin yakalanmaması sıklıkla görülebilir.

Hastalığı geciktirmek veya oluşmasını önlemek için bazı şeylere dikkat etmek gerekir. Günümüzde obesite, özellikle diz ve omurga artrozu için çok önemli bir nedendir. Bu nedenle, diyete dikkat edilmesi ve kilo alınmaması, gonartrozdan korunmayı sağlar. Bir diğer korunma faktörü de egzersizdir. İnsan vücuduna her bakımdan gerekli olan egzersiz, diz eklemeleri için de vazgeçilmezdir. Bacak ve kalça kaslarının kuvvetli olması, gonartrozdan koruyucu ve hatta engelleyici olabilir. Radyolojik görüntüleri aynı olmasına rağmen, düşük kilolu ve bacak kasları güçlü olan kişilerde, kilolu ve bacak kasları zayıf olan kişilere göre, gonartrozun yavaş ilerlediği ve ameliyat gereksiniminin daha az olduğu görülmektedir. Bu nedenle, bacak egzersizlerinin erken yaşlardan itibaren alışkanlık haline getirilmesi oldukça yararlıdır.

 

Sporcularda gonartroz daha mı sıktır ve daha erken mi başlar?

Sporcular ve özellikle profesyonel olanlar, işleri gereği diz eklemlerini daha sık ve zorlu bir şekilde kullanırlar ve müsabakalar sırasında travmaya daha fazla maruz kalırlar. Bu travmalar sırasında diz içi yapılar, özellikle menisküs ve çapraz bağlar yaralanabilir. Bu durum, dizlerin erken yıpranmasına ve dolayısıyla gonartroza yol açabilir ve sporcunun spor hayatının bitmesine yol açabilir. Daha eski yıllarda, artroskopinin henüz kullanımda olmadığı devirlerde, bu yaralanmaların tedavileri daha zor olmakta ve genellikle spora dönüş mümkün olmamaktaydı. Ancak artroskopi yapılmaya başlandıktan sonra sporcu sakatlıkları daha kolay tedavi edilebilir hale geldi.

 

Gonartroz, kadınlarda daha mı sıktır?

Gonartroz nedeniyle hekime başvuranlar içinde kadınlar, erkeklere göre daha çok sayıdadır. Ancak gonartroz sıklığı açısından çinsiyet farkı yoktur. Erkeklerin daha az başvurması ve ameliyat edilen hastaların içinde kadın hastaların daha fazla olmasının nedeninin, erkeklerin kas yapılarının daha güçlü olması ve obesitenin erkeklerde daha nadir olması düşünülebilir

 

Diz Kireçlenme Tedavisi Nasıl Yapılır?

Erken dönemde teşhis yapıldığında, tedavi kesinlikle başarılı olmaktadır. Bu durumda fizik tedavi, elektrik akımı tedavisi, kaplıcalar ve masaj etkilidir. Kireçlenmenin ilerlediği durumlarda, kıkırdak kısmen korunuyorsa, besleyici eklem içi enjeksiyon uygulaması yapılabilir.  Oluşan şişliklerde diz içinde oluşan iltihaplı sıvı boşaltılabilir. Eklem içi kortizon uygulaması yapılabilir. Bu tip hastalarda, günde 2 defa 10-15 dakika kadar egzersiz

yapılmalıdır. Buna rağmen hastanın yaşam kalitesi düzelmiyorsa, cerrahi operasyon uygulanır.  Bu gün, diz kireçlenmesi başlangıcınız varsa veya başlamasını istemiyorsanız; hareketsiz kalınmamalıdır. Fakat hareket ederken, eklemler zorlanmamalıdır. Fazla kilolar verilmelidir ve ideal kiloya kavuşulmalıdır. Diz, vücuttaki tüm ağırlığı taşıdığından kilo vermek çok önemlidir. Otururken, kalkarken kollar destek olarak kullanılmalıdır. Ağır yük taşınmamalıdır. Uzun süre yürümek ve merdiven çıkmaktan uzak durun. Yumuşak tabanlı ve 1-2 cm topuklu ayakkabı tercih edilmelidir. Dizler, sert zeminlere koyularak iş yapılmamalıdır.